Çok genel bir yaklaşımla, en önemli farkın öğrenme kapasiteleri arasındaki fark olduğunu söyleyebiliriz; zira insan ve köpekte birçok davranışın nedeni yaşam sırasında öğrenilenlerdir. İnsanın öğrenmesinde de ödül ve cezalar önemli yer tutar. Takdir edilen davranış yerleşir, olumsuz neticelere sebep olan davranış terk edilir.
Bebekte olduğu gibi, yavru köpeğin de çevreden gelen uyarımlara tepkisi çok sınırlıdır. Gelişimiyle beraber, öğrendiklerin artmasına paralel olarak, tepkileri de artacaktır. Canlıları davranışa iten iç veya dış uyaranlardır. Bu uyaranlara gösterilen tepkilerin çeşitliliği, canlının gelişim seviyesine göre değişir. Bu noktada, köpek ve insan arasında bir kıyaslama yapılırsa, insanın bu uyarımlara gösterdiği tepki potansiyelinin köpeğinkinden yüzlerce kez daha fazla olduğu görülür. Ama aslında birçok temel davranış insanda, köpekte ve hatta farede bile aynıdır. Bu nedenle insan ve köpek, hatta daha da genellersek, insan ve hayvan davranışları arasındaki fark niceldir (tepki sayısı). Bu temel yapı farklı olsaydı, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insana genellenemez ve yapılan deneylerin sonuçları, insan davranışlarını açıklamada kullanılamazdı.
İnsan ve havyan psikolojisi arasındaki en önemli benzerliklerden biri ise öğrenmeye duyulan meraktır. Bu iki canlı türü de, merakları sayesinde öğrenmeye son derece heveslidir. Bu merak yitirildiği zaman öğrenme arzusu da kalmaz. İnsan eğitimcileri, eğitimde merakın önemini çok iyi bilirler. Ben, köpekten daha meraklı bir hayvan olduğunu sanmıyorum.
Doç. Dr. Tamer Dodurka (Prof.)
İ. Ü. Veterinerlik Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı